4 ayda 17 milyar dolar kaçtı

Merkez Bankası brüt rezervleri son 1 senede yüzde 20’den fazla eridi.

Zenginler “riskler arttı” diyerek dövizini Türkiye’den çekip yurt dışına çıkarıyor

HABER-YORUM | SEMİH ARDIÇ

Merkez Bankası’nın (TCMB) kasasındaki emanet döviz ve altın toplamı 92 milyar dolar. Başkan Recep Tayyip Erdoğan her ne kadar, “Döviz rezervlerimiz 92 milyar dolara ulaştı.” dese de işin aslı öyle değil.

TCMB geçen sene 114 milyar dolar brüt rezerve sahipti. 2014 senesinde 133 milyar dolara kadar yükselmişti döviz tutarı. Dolayısı ile “ulaştı” denilecek bir başarı yok. Bilakis Türkiye’nin döviz varlığı mütemadiyen eriyor.

Net rezervler 25 milyar dolara kadar geriledi ki bahse konu tutar 1,5 aylık ithalat bedeline bile tekabül etmez.

DÖVİZ MEVDUATINDA ŞAYAN-I DİKKAT TABLO

Döviz cenahında kıtlık sadece TCMB kasasında değil. Döviz tevdiat hesaplarında manidar bir temayül var. Zenginler dolar, euro başta olmak üzere döviz varlıklarını yurt dışındaki bankalara taşıyor.

Bankaların yurt dışı şubelerinde döviz mevduatı haziranda 33 milyar dolar seviyesinde idi. Ekim sonunda döviz mevduatı 49,1 milyar dolara yükseldi.

Efektif ve mevduatların toplamı ise aynı dönemde 47,8 milyar dolardan 65,2 milyar dolara yükseldi.

Parası döviz olduğu halde yurt içinde tutmayı göze alamayan zenginler krizin daha da derinleşeceğinden endişe ettiği için tasarruflarını daha emniyetli bir limana bağlıyor.

Bir dönem elinde döviz bulunduranların ana güzergâhı haline gelmiş bir coğrafyada şimdi tam aksine bir kaçış müşahade ediliyor.

BÜTÜN PİYASALAR SALLANTIDA

Dünyada 2019 senesinde hemen her piyasa için risklerin artacağı belirtiliyor ki Pacific Investment Management Co.’nun (Pimco) yöneticisi Roland Mieth, “Genel risk ihtimallerine karşı temkinliyiz. Oynaklığın artacağı bir döneme giriliyor.” dedi.

ABD Merkez Bankası (Fed) gösterge faizi ikin 19 Aralık’ta yüzde 2,25-2,50 seviyesine yükseltti. Gelecek sene en az iki defa daha faiz artırılacak. Üstelik piyasadan para çekmenin öteki ismi olan bilanço daraltma da dolu dizgin devam edecek.

Hudutlarımızın ötesinde paranın maliyeti bu kadar artarken Türk Lirası’nın kıymetini muhafaza etmesi hiç kolay olmayacak. Ağustos şokunda ağır yara aldı TL.

Diğer taraftan  Türkiye 220 milyar dolar döviz borcuna ilaveten 40 milyar dolar cari açığı finanse etmek mecburiyetinde.

DÖVİZ OYNADIKÇA TAHMİNLER ALTÜST OLUYOR

Döviz kurundaki en küçük oynaklığın 2018’de enflasyondan büyümeye bütün makro hedefleri nasıl alt üst ettiği aşikâr. Dünyada fert başına ortalama gelir olan 10 bin doların altına yine bu sene indik.

Türkiye 2018 3’üncü çeyrekte yüzde 1,1 küçüldü ve G-20 içinde son sırada yer aldı.

Hisse senedi, devlet iç borçlanma senetleri (DİBS) ve şirket tahvillerinden çıkan yabancı sayısı haftadan haftaya artıyor. Geçen seneye nazaran sıcak parada eksideyiz. Dünyanın en yüksek faizini vermemize rağmen sıcak para bile durmuyor. Kaymağı alıp çıkıyor.

Türkiye fiilen girdiği durgunluk (resesyon) ve yüksek enflasyon (stagflasyon) sularından kurtulması için ihtiyaç duyduğu rüzgârı yakalayamaz. O sulardan uzaklaşmadan gelecek kasırga ise tekneyi alabora edebilir.

MALÎ ŞARTLAR SIKILAŞTI

Kredi derecelendirme kuruluşa JCR Eurasia’nın Başkanı Orhan Ökmen, “Türkiye’de malî şartlar, verimsiz ve anlamsız bir şekilde sıkışmış ve sıkılaşmıştır.” tespiti ile stagflasyon sularında gezindiğimize işaret ediyor.

Ticari kredi muslukları açılmadan ekonominin normale dönme ihtimali yok. Zira kredi faizleri yüzde 35-40 aralığında “istemez, kalsın” dedirtecek kadar yüksek.

Enflasyon ve döviz fiyatlarının seyri hakkında kimsenin fikri yok. Bırakın yarını, işletmelen gün sonuna göremiyor.

İflastan evvelki son çıkış olar konkordato ilanları artık ticaretin rutinine döndü. Gıda devi YÖRSAN da mahkemeden üç ay geçici mühlet aldı.

SANAYİCİ MALİYET ARTIŞINI DAHA NE KADAR SİNEYE ÇEKECEK?

Sanayici maruz kaldığı maliyet artışını tüketici enflasyonuna piyasa şartları yüzünden birebir aksettiremiyor. Dolayısı ile birikimli fiyat artışları kronik enflasyona dönüşecek.

Fert başına millî gelir dünya ortalamasının altına düştü.

Eczacıbaşı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı, yüksek enflasyonun yanı sıra bir başka tehlikeye şu sözlerler dikkat çekiyor: “Seçim döneminde (31 Mart 2019 Mahalli İdareler Seçimi) bu tedbirlerin alınması pek mümkün değil. Kaygımız tedbirlerin alınması gecikirse iş daha da büyür.”

Muhtemelen seneyi yüzde 20’nin fevkinde bir tüketici enflasyonu (TÜFE) ile kapatacağız. Üretici fiyatları (ÜFE) ise yüzde 35-40 arasında kalacak.

SİS BULUTU KESİFLEŞTİ

Türkiye dünyada enflasyonu en yüksek 10 ekonominden biri olduğu halde Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) hükûmeti, enflasyonu düşürmek için kalıcı bir reçete yazmaktan imtina edildi.

Sis bulutu daha kesif bir hal aldığı için zenginlerin Türkiye’de döviz bile tutmak istememesine niye şaşırıyoruz?

Neticede parasını kurda kuşa yem etmek istemiyorlar. Ağustosta herkes gibi onların da kurdan ağzı yandı.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin